Hazirane 10, 2009
Diyalog Kuzu Postuna Sarılmış Bir Misyonerlik Hareketidir
Lütfü Özşahin
Dinler Tarihi Uzmanı
Almanya’dan ekranda bizi seyreden değerli bir okuyucum, dinlerarası diyaloga neden karşı olduğumu, diyalogun hiç mi iyi tarafı olmadığını vs yazmış. Bu kadar konferans vermemize ve bu konuda bir kitap yazmamıza rağmen, demek ki meseleyi iyi anlatamamışız. Şimdi niye karşı olduğumu, kısa maddeler şeklinde izah edeyim.
1.Öncelikle Efendimizin şahsiyetli ve Kur’an merkezli önderliğinde, Ali İmran suresinin 64. ayetinde buyrulduğu şekliyle diyalogun sürdürülebilir olduğunu söyleyebilirim:
“Ey kitap ehli, sizinle bizim aramızda ortak eşit bir kelimeye gelin, Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim, ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve birbirimizi Allah’tan başka rab edinmeyelim.”
Dikkat edilirse ayet, diyaologun ön şartı olarak tevhidi ortaya koymaktadır. Çünkü müesses kilise (Tüm Katolik, Ortodoks ve Protestanlar buna dâhildir. Zira bu üç mezhebe göre de, Hz. İsa, Tanrı-Baba’nın yeryüzünde insan suretindeki mücessem şeklidir.) Paganizm’den mülhem Teslis’i (Üçlü İlah anlayışını) Hıristiyanlara dayatmışlardır. Karşı çıkan tevhid grupları, Arius gibi katledilmişlerdir. Demek ki onlar tesliste direttikleri sürece, teolojik düzlemde diyalogun anlamı yoktur. oku 



