İslam’ı, en saf ve muteber, ana kaynaklarından dosdoğru öğrenmeğe; Kur'an-ı Kerim’i, Hadîs-i Nebeviyi en iyi tarzda anlamağa daimi gayret gösteriniz. Bid'atten, hurafeden, temelsiz bilgiden, bâtılı hak veya hakkı batıl sanma tehlikesinden şiddetle sakınınız...

  • Arkadaşlarım
  • Ağustos 5, 2009

    >> Gazlı içecekler alkol kadar zararlı

    gazoz

    Yeni yapılan bir araştırmaya göre günlük içilen, gazlı içecekler ve şekerli içecekler, uzun vadede alkol kadar karaciğere zarar veriyor.

    Uzmanlar, gazlı ve şekerli içeceklerin, meyve şekerleri ile tatlandırılmış meyve sularının ve enerji içeceklerinin, karaciğere alkol kadar zarar verdiğini tespit ettiklerini bildirdi.

    Uzmanlar şu anda şeker yerine kullanılan, yüksek früktoz içeren mısır şurubu ve değişik kimyasal maddelerle tatlandırılan, içeceklerin içinde bulunan früktozun karaciğer tarafından yakıldığını, bundan dolayı da bu içecekleri içen kişilerde, alkoliklerinkilere benzer karaciğer sorunlarının yaşandığını belirtti.

    İsveç’in Linköping Universitehastanesi karaciğer hastalıkları uzmanı Stergios Kechagias, İsveç’te benzer bir çalışma gerçekleştirdiklerini ifade etti. İçeceklerde bulunan früktozun karaciğer yağlanmasına neden olduğunu bununda siroz ve kansere yol açtığını söyleyen İsveçli Doktor: ‘’ Bu içecekleri içenlerin içmeyenlere göre, siroz hastalığına yakalanma riskinin yüzde 10 daha fazla’’ dedi.

    GAZLI İÇECEKLERİN DİĞER ZARARLARI

    Gazlı içecek; karbondioksit ile gazlandırılmış olan meyveli, aromalı, kola, tonik gibi içeceklerdir. Bu ürünler satüre edilmiş karbondioksit gazın yanı sıra boya maddeleri, sodyum benzoat, kinin (sülfat tozu), kafein, alkol, sakkaroz, glikoz, früktoz, glikoz şurubu, früktoz şurubu veya invert şeker şurubu ve bunlarla birlikte yalnız başına tatlandırıcılar, aromalar (taklit ettiği ürünün kokusunu veren kimyasallar), laktik asit, uçucu asitler ve diğer katkı maddelerini barındırır.

    Birçok konvansiyonel üründe olduğu gibi katkı maddelerinin cirit attığı bu ürünler de obezite, diyabet, diş çürümesi, kemik sorunları, beslenme bozuklukları, kalp hastalığı, gıda bağımlılığı ve nörolojik sorunlar yaşatır. Kalsiyum kaybı ve buna bağlı sorunlar ise özellikle asit-baz dengesini sağlayan vücudumuzun yüksek asit ortamına verdiği doğal bir tepkidir. Bunun sonucunda en çok dişler ve kemikler hasar almaktadır ki, diş problemleri zaten tek başına birçok metabolik sorunun (dolaşım ve sindirim) kaynağıdır.

    http://www.hayatname.com/dergi/2009/08/31/gazli-icecekler-alkol-kadar-zararli/

     

    Haziran 2, 2009

    >> Tarih Araştırmaları

    'Kara Atena'; Batı'nın 10 Büyük Yalanı

    Martin Bernal’la Kara Atena Hakkında Söyleşi Yorum

    Avrupa Tarihinin 10 Büyük Yalanı
















    Haziran 2, 2009

    >> Avrupa Birliği


    Avrupa Birliği Anlayışımız





    ÜnlemKonular Eklenecektir - Sizde Yazabilirsiniz - islamibilim@googlegroups.com

    Haziran 2, 2009

    >> Alevilik


    Alevîlik Anlayışımız

     


    Haziran 2, 2009

    >> Hangisi İslami Metot?

    M. Şevket Eygi

    Bütün gruplar, cemaatler, fırkalar İslâm'ı yüceltmek istiyor ama ortada bir yığın metod var ve bunların bazısı birbirleriyle çelişiyor. Amaçları bir olan Müslümanlar bazı konularda anlaşamıyor, zıtlaşıyor. Öyle Müslüman gruplar var ki, azılı İslâm düşmanlarına karşı pek yumuşak ve anlayışlı, kendi din ve iman kardeşlerine karşı pek sert ve yavuz.

    Türkiye'ye son kırk elli yıl içinde dışarıdan hayli İslâmî metod ve ideoloji ithal edildi. Acaba bunların hangisi bize başarı sağlar, hedefimize ulaştırır? Bu konuda Ümmet'in akıllıları ve bilgeleri araştırma yapmalı ve neticeyi Müslümanlara bildirmelidir.

    Birbirleriyle uyuşmayan metotların çokluğu Ümmet'i bölüyor, parçalıyor, enerjiyi boşa harcatıyor ve vakit kaybettiriyor, fırsatları kaçırtıyor.

    Ülkemize ithal edilen metotların bazısını saymak istiyorum.  oku   Kalp

     

    Mayıse 26, 2009

    >> Stratejik Araştırmalar



    Ulusal ve Uluslararası Haberlerde Medyadaki Önyargı ve Propaganda Nasıl Saptanır  

    Medya Analiz  

     

    Bilderberg Nedir?

     

    Dış İlişkiler Komitesi (Council of Foreign Relations-CFR)  

     

    İdeolojik Savaş Ajanları

     

    Değişimde oyunun bütününü ya da makro planı görebilmek  

     

    Amerikan seçimleri ve uluslararası etkileri  

     

    ABD POLİTİKALARINI BELİRLEYEN ÖRGÜTLER   

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 7  

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 6  

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 5  

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 4  

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 3  

     

    Dünya Politikasına Yön Verenler 1

     

    Stratejik Araştırmalar Siteleri

    http://www.kritik-analitik.com/Documents.aspx

    http://www.zinde.info/index.php

    http://www.yakindoguhaber.com/

    http://www.sosyalsiyaset.com/documents/spis.htm

    http://www.asam.org.tr/tr/index.asp

    http://www.globalsiyaset.com/

    http://www.globalyorum.com/parts/konukyazar.asp

    http://www.koksav.org.tr/

    http://www.marmaragrubu.org/index.htm

    http://www.sagduyu.org/

    http://www.siyasalvakfi.org/

    http://www.siyasetkulubu.com/

    http://www.sam.gov.tr/tur/default.php

    http://www.ugsad.org.tr/?s=icerikler&b=anasayfa

    http://www.tesev.org.tr/

    http://www.uiportal.net/news.php

    http://www.ulusalstrateji.com/Main.aspx

    http://www.utesav.org.tr/

    http://www.doguturkistan.com/

    http://www.dunyasavaslari.com/

    http://www.masonluk.net/

    http://www.globalmasonluk.com/

    http://www.21yyte.org/tr/


     

    Mayıse 12, 2009

    >> Diyalog ve Necat Meselesi

    Prof. Dr. Orhan ÇEKER  

    Selçuk Üniv. İlahiyat Fakültesi

    İslam Hukuku

    Kur’an ve Peygamberimiz (s.a.v.) sadece ehl-i kitap dışındaki insanları değil ne kadar insan varsa hatta cinleri bile İslam’a çağırmakta ve kurtuluşun sadece bu yolda olduğunu ilan etmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) için Resulu’s-Sakaleyn denilmektedir ki bu ifade ins ve cinnin Peygamberi anlamına gelir. Kur’an’da apaçık şekilde Peygamberimiz için “De ki ey insanlar ben size toptan Allah’ın peygamberiyim” (A‘raf 158), denilmektedir. Bundan daha açık başka nasıl bir ifade istenebilir ki. Peygamberimiz (s.a.v.)  bizzat kendisi “Başka peygamberlere verilmeyen beş şey bana verildi” demiş ve bunları sayarken bir tanesini “Başka peygamberler özel olarak kendi kavmine gönderildiği halde ben tüm insanlara gönderildim…” şeklinde zikretmiştir.

    Ehl-i kitap Peygamberimize (s.a.v.) inanıp tabi olmayacaklar idiyse bu ayet ve hadisin ne anlamı olabilir. Hâşâ Allah ve Peygamberi abesle mi iştigal etti. Peygamberimize (s.a.v.) tüm insanların ve bu arada ehl-i kitabın hem iman edip tabi olmaları hem de düşmanlarına karşı onu desteklemeleri gerektiğini, bununla emrolunduklarını çok açık ifadelerle görmek için A‘raf suresi 157 ve 158. ayetlere bakmak fazlasıyla yeterlidir. Hz. Muhammed’e (s.a.v.)  inanıp tabi olmaktan başka yolun ve kurtuluşun olmadığını bu ayetler çok açık ifade etmektedir. Bakara Suresi 137. ayette ise Allah Teâlâ, ehl-i kitabın, Peygamberimizin (s.a.v.) ashabının imanı gibi iman etmezlerse doğru yol üzerinde olamayacaklarını, doğru yola gelmiş olmak için ashap gibi iman etmenin şart olduğunu söylüyor. Bu şekilde iman etmemiş olan insan ehl-i kitap bile olsa cennete giremeyecektir. Beyyine Suresi’nde Rabbimiz Teâlâ şöyle buyuruyor. “Ehl-i Kitap ve müşriklerden oluşan o kafirler ebedi kalmak üzere cehennem ateşi içerisindedirler…” Aksi iddiada bulunanların başka bir ciddi hataları da şudur; meseleleri anlamaya ve çözmeye çalışırken Resulullah’ın (s.a.v.) hadislerine bakmamaları. Onlar hadis-i şeriflere de baksalar iddialarının ne kadar yanlış olduğunu hemen göreceklerdir. Zaten sapıklığın en baş sebebi sünneti dışlamaktır. Peygamberimizin sünnetini dışlamak ve kendini ona bağlı görmemek, sünnet beni ilgilendirmez şeklinde itikat etmek, insanı Allah korusun İslam’ın dışına çıkarır.

    Diyalog taraftarlarının sık sık dillendirdikleri bir başka ciddi yanlış da “İbrahimî Dinler” söylemidir. Bu ifadeyi Kuran’a arz ettiğimiz zaman çok açık şekilde bu söylemi red cevabı alırız. Hem de Kur’an “… hiç mi aklınız çalışmıyor” (Âl-i İmran/65) demektedir. Aynı surenin 67. ayetinde ise Rabbimiz Teâlâ aynen şunu söylemektedir: “İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan’dı. Hanîf Müslüman idi, müşriklerden de değildi.” Bu ayet varken hem Yahudiliği hem de Hıristiyanlığı Hz. İbrahim’e dayandırmak ve o büyük peygamberin bu dinlere mensup olduğunu söylemek Kuran’a iftira değil midir. Herkes artık kafasına şunu çok net olarak yazsın ki Hz. İbrahim babamızın tek dini vardı, o da hanîf İslam’dı. İddia ettikleri gibi İbrahim babamız üç tane dine mensup değildi. Dolayısıyla İbrahimî dinler ifadesi değil İbrahimî din (hanîf İslam) ifadesi doğrusudur, öteki ifade tek kelimeyle yanlıştır ve de Kuran’a terstir.

    Müslüman kadın kesinlikle hangi dinden olursa olsun gayrı Müslim bir erkekle evlenemez. Bu hüküm Bakara Suresi 221. ve Mümtehine Suresi 10. ayetle sabittir. Bu ayetlerin, Müslüman kadını din ayrımı gözetmeksizin gayrı Müslim erkeğe haram kıldığını ifade ettiği icma ile sabittir. Yani icma ile sabittir ki bu ayetler müşrik veya kâfir erkek derken ehl-i kitap erkeklerini de içine almaktadır. Dikkat buyurun; bu hüküm icma ile sabittir demiyorum. O ayetlerin bu hükmü ifade ettiği icma ile sabittir diyorum. Yani icma burada hüküm koyucu olarak değil tefsir edici olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla bu ayetler sadece müşrik erkekleri kastediyor, ehl-i kitap erkekleri kastetmiyor demek icma ile sabit olan tefsire nazaran ayetlere ters düşen bir fikir olup batıldır. Ehl-i kitap kadınları Müslüman erkeklere helal kılan Maide Suresi 5. Ayeti, adı geçen iki ayet tahsis etmektedir. Fıkıh usûlü ilkelerine göre tahsis sadece ifade ettiği hükme mahsus kalır ve başkasına taşmaz. Dolayısıyla ehl-i kitap kadın helal kılındığına göre ehl-i kitap erkek de Müslüman kadına helal olmalı demek yanlış olur.

    Bizim ehl-i kitapla insani diyaloğumuz tarih boyu âdâb-ı muaşeret ilkelerinin en güzel şekliyle devam etti. Buna tarihimiz şahittir. İlmihallerde der ki; “Kestiğiniz kurbanın etinden Yahudi komşunuza verebilirsiniz”. İnsanî diyaloğu bundan daha güzel nasıl ifade edebiliriz. Tarih boyu bizim ehl-i kitapla diyaloğumuz bu insanî şekliyle devam ettiği halde yeni bir diyalog ileri sürüldüğüne göre bu diyalog başka bir diyalog olmalıdır. Uzatmadan söyleyelim ki bu diyalog Hıristiyanlık önündeki İslam engelini kaldırmaya yöneliktir. Yani Hıristiyanlık yeryüzünde yayılma çabası gösterirken İslam’dan başka ciddi bir duvar ve engelle karşılaşmamaktadır. İşte Hıristiyanlık önündeki bu sorunun bertaraf edilmesi, zikri geçen yeni diyalogun hedefidir. Biz bu diyaloğu reddediyoruz. Çünkü bu diyalog, İslam’ın da diğer dinler gibi tahrif edilmesi sonucunu doğurur ki bu doğrudan doğruya İslam’ın tahrif edilmesi anlamına gelir. İslam’ın reforma da tahrife de müsaadesi ve ihtiyacı yoktur.

    Satırlarımı burada noktalarken şunu hatırlatmayı vazife sayıyorum; Âl-i İmran 8 ve 9. ayetleri özellikle hatırlatarak iman ve amelimizi Allah’a emanet etmemiz gerekiyor. Yoksa Şeytan batıl amelleri süslü göstererek bize hiç ummadığımız sözleri söyletir. Farkında olmadan her şeyimiz boşa çıkabilir neuzubillah. Allah’a emanet olun. Dua ve selam ile.

    http://eilahiyat.com/

    Mayıse 11, 2009

    >> Dinlerarası Diyalog



    Dinlerarası Diyalog Ve İç Yüzü

    Diyalog ve Necat Meselesi

    Dinlerarası Diyalog ve Misyonerlik Faaliyetleri

    Diyalog Kuzu Postuna Sarılmış Bir Misyonerlik Hareketidir

    Dinlerarası Diyalog Sahtekarlığı.. Nereye?

    Papaz Gerome'un İtirafları

     





    ÜnlemKonular Eklenecektir - Sizde Yazabilirsiniz - islamibilim@googlegroups.com

    Mayıse 10, 2009

    >> Papaz Gerome'un İtirafları

    Dr. Zeynep Abdulaziz

    Mısırlı dinler tarihi ve Fransız medeniyeti uzmanı

    4. yüzyılda yazılmış olan St. Gerome’un itirafını gösteren önemli tarihsel belge, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde mevcut İncillerin değişikliğe uğradığını, düzeltildiğini, tahrif edildiğini ve bu metnin Tanrı’dan gelen vahiy olduğuna inanılmasını imkânsız kılacak şekilde kötü tercüme edildiğini kanıtlıyor. Bu, gerçek anlamda bir anlaşmazlık noktasıdır. Mevcut İncillerin, Kur’an-ı Kerim’in İsa Mesih’e vahyedildiğini söylediği İncil’le hiçbir şekilde bağlantısı yoktur. Hz. İsa’ya vahyedilen İncil gerçekten vardı, çünkü St. Paul, kendisinin bu İncil’i anlattığını söylüyor: “(..) Kudüs ve çevresinden Lirikon’a kadar Mesih’in İncili’ni insanlara müjdelemiştim (anlatmıştım). (Romalılara, 19:15). Ancak kilise içerisindeki fitneci eller, yüzyıllar boyu konsillerde geliştirdikleri öğretileri insanlara dayatmak için bu İncilleri gizledi.    oku    Ünlem

     

    <- :: Sonraki Sayfa ->

    Pardus... Özgürlük İçin...